2 Nisan 2010 Cuma

Şuurlu yaşamak ya da derin gaflette olmak…



Siz hayatınızı şuurlu olarak yaşayanlardan mısınız, yoksa olaylara kapılıp giden, günlük koşturmacanın içinde boğulup gerçekleri göremeyen, yaratılış amacını fark edemeyen, her gün bir adım daha ölüme yaklaştığını fark edemeyenlerden misiniz?

Çevremdeki insanlara bakıyorum, işyerimde, sokakta koşuşturan insanlar, akşamları trafikle boğuşup, evde kanepelerine yerleşen, sonra adeta görevmiş gibi birkaç dizi seyredip ardından uyuyan ve beyinlerini adeta donduran insanlar. Hiç ama hiç düşünmeyen, hiç akletmeyen insanlar…

Bu insanlar öyle derin bir gaflet içindeler ki bütün kainatı yaratan Allah’ı hiç fark edemiyorlar. Allah’ı değil fark etmek, hiç akıllarına bile getirmiyorlar. Oysa Allah her an herkese şah damarından daha yakın, insanlara durmadan yiyeceklerini veriyor, sağlık veriyor, evlat veriyor, aile veriyor, mal, mülk veriyor, fakat insanlar bunu da görmüyorlar. Bütün bunları kendi çalışmalarıyla elde ettiklerini düşünerek çok büyük yanılgıya düşüyorlar. Sadece başları sıkışınca hemen dua ediyorlar, sıkıntıdan kurtulur kurtulmaz yine yine boş uğraşlarına, dalmaya, oyalanmaya devam ediyorlar.

Bu insanların tek amacı iyi bir kariyer, çocuklarını koleje sokmak, ardından üniversiteyi kazandırmak, iyi bir araba ardından ev almak, sonra da her yaz nereye tatile gideceğini düşünmek… Akşam nerede yemek yiyeceğini, hafta sonunu nerede eğleneceğini planlamak…Peki insan sadece mal, mülk edinsin, iyi bir mevki sahibi olsun diye mi yaratıldı, bu dünyada birçok çocuğu olsun, paralarını, mallarını biriktirsin, sorumsuzca dünyayı yaşasın diye mi yaratıldı?

Halbuki dünya göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Ölüm her geçen gün hepimize bir adım daha yaklaşıyor. Derin gaflette olan bir insan Allah’ı fark edemediği gibi çevresindeki tüm olayları O’nun kontrol ettiğini de göremiyor, kaderini yaşadığını, imtihan olduğunu, ölüp hesap vereceğini de bilmiyor, sadece gününü gün ediyor, nasıl kendini eğlendireceğini düşünüyor. Onun için en önemli konu ertesi gün giyeceği kıyafet ya da toplantıda yapacağı sunum oluyor. Halbuki ertesi gün ölüp Allah’ın huzuruna çıkabilir, dünyada hiçbir salih ameli olmadan ahirete gidebilir ve sonsuza kadar cehennemde kalabilir, bunu hiç ama hiç aklına getirmiyor.

Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (EN'AM SURESİ / 32)

Size verilen her şey, yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür. Allah katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. Yine de, akıllanmayacak mısınız? (KASAS SURESİ / 60)


Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (ANKEBUT SURESİ / 64)

Tamamen şuuru kapalı dünyaya dalan insanların dışında imanlı olan, Allah’ı fark eden, sorumluluklarının bilincinde olan insanlar var. Bunlar her günü hatta her dakikayı Allah’ı fark ederek geçiriyorlar. Her gün yaşadıkları olayları Allah’ın imtihan olarak yarattığını, denendiklerini biliyorlar. Kaderlerinin ve çevrelerindeki insanların kaderlerinin daha doğmadan önce belirlendiğini biliyorlar. Bu yüzden hangi olayla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar şaşırmıyorlar, üzülmüyorlar ve asla isyan etmiyorlar. Her olayda Allah’a şükrediyorlar. Bir gün mutlaka öleceklerini, bu dünyanın göz açıp kapayana kadar geçeceğini biliyorlar. Bu dünyaya değil sonsuza kadar yaşayacakları ahirete değer veriyorlar. Dünyadan hiçbir şey götüremeyeceklerini, sadece bir bez parçasına sarılarak gömüleceklerini biliyorlar. Ahirette yalnızca Allah için yaptıkları ibadetlerini, salih davranışlarını yanlarında bulacaklarını çok iyi biliyorlar ve hayatlarını her dakikasının kıymetini bilerek, hakkını vererek en güzel şekilde, boş işlerden tamamen kaçınarak geçiriyorlar.

İman edip salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (NİSA SURESİ / 122)

Şimdi bu iki insan arasındaki farkı görebiliyor musunuz, şuurlu yaşamak ile derin gaflet içinde yaşamak arasındaki farkı…Her iki insana da ölüm aniden gelecektir, fakat biri hayatı boyunca buna hazırlık yapmış, ahireti beklemiş olacak ve öldükten sonra karşılaşağı her şeyi bilerek yaşamını geçirmiş olacaktır. Diğer kişi ise bütün hayatını boş sözlerle, boş işlerle, Allah’ı hiç düşünmeden, hiç anmadan, Allah için hiçbir şey yapmadan tamamen gaflet içinde geçirmiş olacaktır. Ölüm aniden geldiğinde karşılaştıklarından dolayı müthiş bir pişmanlık yaşayacak, işte o zaman kapalı olan şuuru tamamen açılacaktır. Çünkü o kişi ahireti, cenneti ve cehennemi tüm gerçekliği ile görmüş olacak, Allah’a kul olmak üzere yaratıldığını, bu dünyaya sadece eğlenmeye değil kul olmaya geldiğini anlayacaktır. Fakat ölümden sonra şuurun açılması insana hiçbir yarar sağlamaz, çünkü geriye dönüş asla mümkün değildir. Bu yüzden ölüm size gelmeden önce sizi ve tüm kainatı yaratan Allah’ı fark edin, sizi ve mükemmel düzeni ne için yaratığını düşünün, Kuran’daki ayetleri öğrenip sizi çok seven, çok merhametli olan Allah’ı tanıyın. Hayatınızı şuurlu, imanlı ve akılcı yaşayın, gaflet içinde, dalıp oyalanarak, boş işlerin peşinde koşarak ömrünüzü tüketmeyin, çünkü bunun sonucunda en çok pişman olan yine siz olursunuz…

Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, biz de bugün onları unutacağız. (A'RAF SURESİ / 51)

"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir." (KAF SURESİ / 22)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder