4 Mayıs 2010 Salı

Facebook ve Twitter bataklığına saplanmayın…



Her dönemde insanları oyalayan birçok konu olur, bu dönemde de insanlar bilgisayar oyunlarına, facebook ve twittera tam anlamıyla saplanmış durumdalar. Bilgisayar oyununun başından tam olarak 17 saat boyunca kalkmayan ve adeta büyülenmiş gibi oynayanlar var. Dünya yansa dönüp başlarını çevirmiyorlar. Sanal dünyaya öylesine kendilerini kaptırmışlar ki adeta gerçek dünyadaki kimliklerini ve sorumluluklarını unutmuşlar. Sanal dünyadaki kimliklerine bürünmüşler, orada yaşıyor gibiler.

Facebook ve Twitter’da aynı şekilde, orada da binlerce tanımadığınız insanla arkadaş oluyorsunuz, çok arkadaşı olmak bir prestij meselesi oluyor. İnsanlar “Bana bir twitt geldi bakayım”, “Face’de var mısın” gibi entel entel cümleler kurmaya başlıyor. Facebook’da birine mesaj yazıyor, ondan cevap gelince tekrar yazıyor ve bu saatlerce böyle devam ediyor. Sokaktaki ya da üniversitelerdeki gençlere bakın, hepsi büyülenmiş gibi ellerindeki cep telefonlarına bakıyorlar. Adeta insanlıktan çıkmışlar, sürekli mesaj yazıyor, facebook’dan kendilerine gelen mesajları yanıtlıyorlar.

Facebook ve twitter gibi sitelerde saatler geçirmek, hiç tanımadığınız ya da tanıdığınız insanlarla saatlerce yazışmak, bilgisayarın başından hiç kalkmadan saatlerce oyun oynamak çok ama çok büyük bir vakit kaybıdır. Dünyada kaldığımız zaman o kadar kısa ki, tek bir dakikası bile çok değerlidir. İnsanın boşa geçirecek bir dakikası bile yoktur. Çok kısa bir vakitte Allah’ı razı edece çok fazla iş yapabilirsiniz ve her yaptığınız iş anında ahirete kilitlenir ve sizin amel defterinize işlenir. Ama hayatınızı boş konuşmalarla, boş yazışmalarla tüketirseniz amel defterinizde bomboş olur. Gaflet içinde yaşayıp bütün ömrünüzü tüketirsiniz. Bizler dünyaya oyun oynamaya, oyalanmaya, kendimizi sürekli eğlenmeye gelmedik. Sorumluluklarımız var, Allah’a kul olmakla ve Allah için yaşamakla yükümlüyüz. Bütün bunların yanında dünyada bu kadar açlık, yokluk ve sıkıntı varken bir insan nasıl olup da bu zavallı insanlar için bir şey yapmaz, nasıl olu da günlerini bomboş geçirebilir, bunu vicdanına nasıl sığdırabilir?

Tekrar söylemek istiyorum, dünya hayatı oyun ve eğlence yeri değildir. Bu yüzden kimsenin sizi oyalamasına, çok değerli vaktinizi çalmasına asla izin vermeyin. Siz böyle bir şey yaptığınızda da bundan sorumlu olacağınızı mutlaka bilin. Hayatınızı hep güzelliklerle, çok salih işlerle doldurun ve yaşadığınız çok değerli günü bir daha asla geri getiremeyeceğinizi bilin. Unutmayın ki akıllı insan sürü psikolojisinden kurtulan, vicdanıyla hareket eden, mutlaka yaptığı işin ahirette karşılığını düşünen ve şeytanın aldatmacalarına asla kanmayan insandır.

Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir. (Hadid Suresi, 20)

Kaynak: http://www.dunyahayati.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder