22 Nisan 2010 Perşembe

Topraktan yaşama, birkaç adım sonra da mezara…



Hiç televizyonda podyuma çıkan mankenleri izlediniz mi? Yüzlerinde son derece donuk ve anlamsız bir ifade ile bir yerden aniden çıkıp çok kısa bir süre podyumda yürüyüp sonra aniden kayboluyorlar. Tıpkı topraktan çıkıp çok kısa bir süre yaşayıp tekrar toprağa dönme gibi… Ömürleri gerçekten kısacık, sanki bir göz çarpması gibi. Bir bakıyorsunuz çok güzel ve gençler, bir bakıyorsunuz yaşlanıp ölmüşler ve toprağın altına girmişler. Kendince çok havalı ve çok güzel olan hiç kimse bu döngüden asla kurtulamıyor, zamanı uzatmak istese onu da başaramıyor. Bir anda yaşlanıp çöküyor, acizleşiyor, unutuluyor ve sonunda da ardında hiçbir iz bırakmadan ölüp gidiyor. Bir sonraki nesil bir önceki neslin adını sanını bile hatırlamıyor, hepsi unutuyor, ardında hiçbir iz bırakmadan kaybolup gidiyor…

İşte dünya hayatı tıpkı podyumda atılan birkaç adım gibi, çok ama çok kısa. Görmek istiyorsunuz, yakalamaya çalışıyorsunuz, ama bir bakıyorsunuz avuçlarınızdan kayıp gitmiş. O podyumda yürüyen milyonlarca manken şu anda toprağın altında sessizce yatıyorlar. O güzel bedenlerinden, yüzlerinden, gözlerinden, harika saçlarından eser bile kalmamış. Mezarların altı tamamen sessiz, çıt bile çıkmıyor. O podyumlarda yaşanan debdebeden, kahkahalardan, sevinç çığlıklarından eser bile yok. Mezarın altında ne parfüm kokusu var, ne kola takılan Chanel çantalar var, ne marka saatler, gözlükler var, hiçbirşey ama hiçbirşey yok, sadece uzun ve düzgün kemikler var o kadar. Dünyada sahip oldukları hiçbir şey de yok, ne Miami’de kaldıkları oteller, ne sabahlara kadar eğlendikleri partiler, ne sahip oldukları spor arabalar, ne de yüzlerce çift marka ayakkabılar. Sadece ama sadece derin bir sessizlik ve tek başına mezarda yatan küçücük bir torbaya sarılı kemikler var o kadar…

Gördüğü her görüntünün sonunu düşünmeyen insan adeta bir hayal dünyasında yaşıyor demektir. Baktığı anda dış dünyayı pespembe görür. Güzel insanlar, müthiş bir zenginlik, harika vücutlar, marka kıyafetler… Kendince bunlara özenir, sahip olamadığı için yakınır ve hayatı boyunca bunlara sahip olmak için didinip durur. Kimi de kendi bedenini beğenmez, güzel vücutlu insanları kıskanır, hayatı boyunca eziklik duyar. Peki ya sonunda ne olur? Sonunda herkes aynı mezara ve aynı toprağın altına girer. Bütün güzellikler bir anda kaybolup gider. Bu yüzden gördüğünüz her görüntünün sonunu mutlaka düşünün. Gördüğünüz olağanüstü güzel bir yüz, harika bir ses, mükemmel bir beden bir gün mutlaka yok olup gidecektir. Allah her gün binlerce insanı toprağın altına geri gönderir ve geriye onlardan hiçbir şey kalmaz. Bu yüzden gerçek değerli olan insanın yalnızca takvasıdır, geriye yalnızca Allah için yaptıkları ve salih amelleri kalır. Onun dışında şu dünyada yaşayan milyarlarca insan çok kısa ömürlerini tüketip bir daha asla dönmemek üzere toprağa girecektir. Şu anda hayatta olmalarının nedeni kendileri için belirlenen ölüm gününü ve saatini beklemeleridir…

Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir. (Ra'd Suresi, 26)

İnkar edenler ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah'ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri görendir. (Nur Suresi, 39)

Kaynak: www.dunyahayati.com

Neden İzlanda?



Her geçen gün dünya birbirinden değişik olaylarla sarsılıyor. Bir gün Çin’de çok büyük bir deprem oluyor, diğer bir gün Polonya devlet başkanını taşıyan uçak düşüyor, hemen ardından İzlanda’da volkan patlıyor, Avrupa hava trafiği bir anda duruyor, büyük bir felaket yaşanıyor ve binlerce insan mağdur oluyor. Bazı insanlar bütün bu olayların tesadüfler neticesinde gerçekleştiğini düşünüyorlar. Hâlbuki ahir zamandayız. Daha önceki yazılarımda da ahir zamanda arka arkaya çok değişik ve hayret verici olaylar yaşanacağını yazmıştım. Tüm dünya gördüğünüz gibi nefes almadan her yeni güne yepyeni bir olayla uyanıyor. Bir felaket diğerini izliyor, bir deprem diğerini takip ediyor…

Ahir zamanda depremlerin artacağı hadiste şöyle bildiriliyor:

Barınacak evler, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız günler yaklaşmıştır. Çünkü evlerinizi depremler yıkacak. (Kıyamet Alametleri, s. 146)

Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Depremler çoğalacak. (Ramuz-El Ehadis, 476/11)


Söylediğim gibi bazı insanlar bütün yaşanan bu son derece olağanüstü olayları tesadüflere bağlıyorlar, hepsine kendilerince bir sebep buluyorlar. Oysa bütün olaylar daha kâinat yaratılmadan Allah tarafından saniyesi saniyesine belirlenmiştir. O gün, o saat, o dakika ve o saniye geldiğinde önceden belirlenmiş olan olaylar tam zamanında gerçekleşir, ne bir dakika önce ne bir dakika sonra. Allah’tan habersiz tek bir yaprak bile düşmeyeceğine göre dünya çapında yaşanan bütün olaylarda çok büyük bir hikmet gizlenmiş demektir. Bütün bu olaylar insanların derin düşünmesine, gerçekleri bir an için görmelerine vesile olur, dünyanın ne kadar geçici bir yer olduğunu anlamlarını sağlar. Tek bir depremde, birkaç saniye içinde binlerce insan her şeylerini geride bırakarak ahirete gider. İşte bütün bunları gören ve seyreden insan ölümün ne kadar yakın olduğunu çok açık bir şekilde görmüş olur. Dünyanın ne kadar boş olduğunu, gerçek yurdun ahiret olduğunu çok net bir şekilde anlamış olur.

Peki volkan konusuna gelirsek neden İzlanda? İzlanda ateizmin en yaygın olduğu ülke. Dünyada en mutsuz, en çok depresyonda olan insanların yaşadığı ülke. Yapılan araştırmalara göre en çok evrime inanan ülke. İşte bütün bu olağanüstü olaylar insanlara Allah’ın sonsuz kudretini gösteriyor ve hepsinde hem açık hem de çok gizli hikmetler var, tabii sadece görebilenler için…

http://yasananahirzaman.com/index.php

20 Nisan 2010 Salı

Hz. İsa’nın ikinci kere yeryüzüne gelişi İncil’de nasıl bildiriliyor?



Hz. İsa’nın kıyametten önce yeryüzüne tekrar döneceği Kuran’da çok açık bir şekilde bildiriliyor. Hz. İsa’yı öldürmedikleri, asmadıkları, onlara Hz. İsa’nın benzerinin gösterildiği de yine ayetlerle açıklanıyor. Bugün sizlerle hem Kuran’da hem de İncil’de Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönüşünün nasıl bildirildiğini paylaşmak istiyorum.

Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak ÖLDÜRMEDİLER. (Nisa Suresi, 157)

"Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve SANA UYANLARI KIYAMETE KADAR İNKÂRA SAPANLARIN ÜSTÜNE GEÇİRECEĞİM..." (Al-i İmran Suresi, 55)


"ANDOLSUN, KİTAP EHLİNDEN, ÖLMEDEN ÖNCE ONA İNANMAYACAK KİMSE YOKTUR. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır." (Nisa Suresi, 159)

Hz. İsa kıyametten önce tekrar yeryüzüne gelecek ve Hz. Mehdi ile birlikte tüm dünyaya İslam’ı hâkim edecektir. Hz. İsa’nın yeryüzüne dönüşü İncil’de de şu şekilde bildirilir:

İSA PEYGAMBER: "SİZİNLE DÜNYANIN SONUNA KADAR BİRLİKTE OLACAĞIM" DER. (MATTHEW 28:20)

Yukarıda İncil’de geçen dünya kelimesinin orjinali aeon olup çağ anlamına gelmektedir. Bu da İncil’de Hz. İsa’nın bu çağın sonuna kadar insanlarla birlikte olacağının bildirilmesi anlamına gelmektedir. Çağın sonu kıyamettir. Kıyametten önce Hz. İsa tekrar yeryüzüne gönderilecektir. Daha önce hadislerde kıyametin yaklaşık 2120 yılında kopacağını açıklamıştım. İşte bu tarihten önce Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönecek ve Hz. Mehdi ile buluşacaktır. İkisi birlikte Ayasofya’da ve Kudüs’te namaz kılacaklardır. Hz. Mehdi, Hz. İsa’dan önce tüm dünyada materyalizm felsefesini yıkacak ve İslam’ı tüm dünyaya yayacaktır. Hz. İsa’da Hıristiyanları hak din olan İslam’a döndürecek, böylece İslam tüm dünyaya hakim olacaktır.

Hz. İsa’nın o nurlu ve güzel yüzünü Allah’ın izniyle bu yüzyılda göreceğiz. Bu yüzyılda tekrar bir peygamber görmenin müthiş mutluluğunu yaşayacağız. O mübarek insan güzel elleriyle insanların yüzlerini mesh edecek ve tüm Hıristiyanları hak din olan İslam’a döndürecek. Bizlerde ayetlerde ve hadislerde bildirilen olayların tek tek gerçekleştiğine şahit olacak ve Rabbimize şükredeceğiz…

Kaynak: www.hazretiisagelecek.com/ www.hazretimehdi.com/

Sansürsüz Programında evrimciler yine çırpınıp durdular!



Dün akşam yayınlanan Sansürsüz programını seyrettiniz mi bilmiyorum ama eğer seyretmediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Bu programları kaçırmamanız çok önemli, çünkü her program evrimcilerin nasıl çaresizlik içinde kıvrandıklarını çok açık bir şekilde gösteriyor, hiçbir soruya doğru dürüst cevap veremiyorlar. Bizde koltuklarımıza oturup 21. Yüzyıl bilimi karşısında yenik düşen evrimcilerin geçirdiği hezeyanları keyifle izliyoruz. Evrimciler Yiğit Bulut’un “12 yaşındaki çocuğa evrimi anlatmak isteseniz nasıl anlatırsınız” sorusuna tam kırk dakika hiçbir cevap veremediler, lafı ağızlarında geveleyip durdular. Tek bir açıklama bile alamayan, evrimcilerin hikmetsiz konuşmalarından hiçbir şey anlamayan Yiğit Bulut da boş yere yanıt almak için çırpınıp durdu. Oysa evrimciler bu yüzyılda o kadar çok konuda köşeye sıkıştılar ki tabii ki cevap vermek yerine sürekli demagoji yapma yöntemleri deniyorlar.

Aslında evrimcileri o programın ilk dakikasında susturmak çok kolaydı. Tek bir protein bile tesadüfle olamıyor, 300 milyon fosil yaratılışı ispat ediyor, tek bir ara geçiş formu yok! Eğer ara geçiş formu varsa yaratılışçılar 10 trilyon veriyorlar, neden gidip almıyorsunuz? Dawkins neden yaratılışçılarla karşı karşıya gelmekten çekiniyor? Yurtdışındaki gazetelerde çarşaf çarşaf Dawkins tartışmaya davet ediliyor ama sürekli kaçıyor, eğer kendinize güveniyorsanız neden yaratılışçıların karşısına çıkmıyorsunuz? Neden teoriyi ortaya atan Darwin bile “neden ara geçiş formu bulamıyoruz, neden yer altında çok sayıda ara geçiş formu yok?” diye sorarken hatta “şu anda tek düşündüğüm intihar etmek üzere olduğum” diye çırpınırken siz hala teoriyi ayakta tutmaya çalışıyorsunuz? Tek bir proteinin oluşması için başka bir protein gerekiyor, o zaman canlılık nasıl tesadüfen oluşabilir? gibi daha yüzlerce soru ile evrimciler darmadağın edilebilirdi. Bu sorular sorulamasa da evrimcilerin hiçbir doyurucu açıklama yapamamaları aslında kendilerinin de bu teorinin ne kadar çarpık bir teori olduğunu bilinçaltında bildiklerini gösteriyordu.

Evrimcilere programda sorulacak çok önemli bir konu daha vardı. Evrimciler “biz bilim adamıyız, biz keşfederiz!” diye övünüp duruyorlar. Sen sadece beyninin içinde yaşayan bir insansın. Dışarıda ses yok, ışık yok, dışarısı kapkaranlık. Sen beyninin içinde küçücük bir yerde apaydınlık bir dünya seyrediyorsun. Üstelik beyninin içinde bu görüntüleri gören bir göz, sesleri duyan bir kulak var ama etten ve kemikten değil. Sen sadece bu monitörde sana gösterilen görüntülerle muhatapsın, asla o monitörün başından kalkamıyorsun. Beynine giden elektrik sinyali koptuğunda olduğun yerde kalakalıyorsun. Şimdi bu kadar aciz bir konumdayken, sadece Allah’ın sana gösterdiği görüntülerle muhatapken neyin biliminden ve bilim adamı olmaktan bahsediyorsun? Sen ancak Allah’ın sana ilham ettiği şeyi keşfedebiliyorsun, O’nun sana öğrettiklerini araştırabiliyorsun. Eğer gerçekten bilim adamı olmak istiyorsan o görüntünün dışına çıkman lazım, sadece beyninin içinde oluşan görüntüleri değil dış dünyanın aslına ulaşman lazım ama bunu yapacak gücün yok, çünkü böyle yaratılmışsın. Dış dünyada madde tamamen saydam, bunu bilim adamları kabul ediyorlar. Dış dünyadan beynimize gelen görüntülerin elektrik sinyalleriyle beynimizin kapkaranlık bir bölgesinde apaydınlık şekilde oluştuğunu da biliyorlar ama hala büyüklenebiliyorlar.

Söylediğim gibi evrimciler artık iyice köşeye sıkıştılar. Bütün bu sorulara verecek tek bir cevapları dahi yok. Kendi beyinlerinin içinde gördükleri görüntüler karşısında çırpınıp duruyorlar, daha dış dünyanın aslına asla ulaşamayacaklarının farkında bile değiller. Onları seyretmenin en eğlenceli yanlarından biri de bu işte… Bu programların hiçbirini kaçırmamanızı tavsiye ederim, tarihi yenilişin programları bunlar, evrimcilerin nasıl köşeye sıkıştıklarının tüm dünyaya sergilendiği programlar bunlar….

Kaynak: http://www.evrimicokertensiteler.com/ http://www.maddeninardindakisir.com/

Denizaltında yaşayan nudibranchlar göz kamaştırıyor



Hiç denizaltında yaşayan Nudibranchların ne kadar muhteşem renklere sahip olduğunu gördünüz mü? Tüm âlemleri mükemmel yaratan Allah denizin metrelerce derinliğinde, hiç görmediğimiz yerlerde böyle birbirinden güzel ve etkileyici canlılar yaratmış. Üstelik bu canlılar sadece güzellikleri, ihtişamlı renkleri ile insanları büyülemiyor. Aynı zamanda gösterdikleri inanılmaz savunma sistemleri, korunma teknikleri, beslenme şekilleri de insanı hayrete düşürüyor, hepsi Allah’ın eşsiz sanatını yansıtıyor.

Bildiğiniz gibi Nudibranch kabuğu olmayan bir salyangoz türüdür. Bu salyangoz çok parlak renklere sahiptir ve son derece göz alıcıdır. Fakat bu özellikler hayvanlar için çok cazip olmasına rağmen çok az hayvan Nudibranchlar'la beslenir. Bunun sebebi Nudibranch'ın ısırgan hücreleridir. Bu hücreler hayvana çok iyi bir koruma sağlar. Nudibranch bu ısırgan hücreleri kendisi üretmez. Hyroid denen canlıları yer ve onları sindirim sisteminde öğütmez. Bu hayvanlar Nudibranch'ın sindirim sistemi içinde koruyucu mukusla kaplanır ve ısırgan hücre olarak ona bir koruma sağlar. Gördüğünüz gibi hydroid denen canlılar nudibrancha hiç zarar vermezken onu düşmanlarından çok iyi korur. Bütün bu detaylar karşısında insan mutlaka durup düşünmeli, her yaratılan canlının Allah’ın aklını ve güzelliğini yansıttığını görmelidir.

Bu yazıma birbirinden güzel Nudibranch resimlerini de ekleyeceğim, bu resimlere baktığınızda, denizin derinliklerinde, hayatınızda hiç görmediğimiz yerlerde, hayvanların nasıl mükemmel bir sanatla yaratıldığına şahit olacaksınız.

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (herşey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır. (En'am Suresi, 73)

http://www.denizlerdekimucize.com/

İzlanda kaynaklı duman bulutu Mehdi'nin çıkış alameti mi?



Biliyorsunuz İzlanda da patlayan bir yanardağ Avrupa havayollarının iptal olmasına sebep oldu. İzlanda'da neredeyse 200 yıldır süren ve sessizliğini geçtiğimiz ay bozan yanardağda yeni patlamalar meydana geldi. Patlamalar nedeniyle oluşan kül bulutu, Avrupa'da hava trafiğini felç etti. Dün Kuzey Avrupa'da yüzlerce uçuş iptal edilmişti, Bugün Avrupa Havacılık Kontrol Ajansı Eurocontrol tarafından yapılan açıklamada, en azından 24 saat daha uçuşların gerçekleşemeyeceği bildirildi. 6 kilometre yüksekliğe ulaşan kül bulutunun İsveç hava sahasına ulaşması nedeniyle ülkenin kuzeyindeki Skellefteo, Luleo ve Kiruna’dan yurt içi seferler yapılamıyor. İngiltere’de de kül alarmı verildi. Volkan görüntülerini bu linkten seyredebilirsiniz: http://www.sinirsizvideoizle.com/tag/izlanda-volkan-goruntuleri

Bilindiği gibi Hazreti Mehdi Hazretleri ahir zamanda gelip zulümle dolu olan dünyaya adaleti getirecektir. Onun geliş alametlerinden biri de büyük bir toz bulutunun fitneler ile birlikte görülmesidir. Hadiste önce tozlu dumanlı bir fitne görüleceği ve bunu diğerlerinin takip edeceği bildirilir:

Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek...
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)


Bu hadiste, Mehdi'nin çıkışından önce, tozlu ve dumanlı, karanlık bir fitnenin görüleceğinden söz edilmektedir. Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Hadiste bu fitnenin ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir. Ayrıca bu fitnenin "karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna işaret kabul edilebilir.

Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen, dünya tarihinin en büyük terör olayı olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir. Televizyon ekranlarında ve gazetelerde de şahit olunduğu gibi, bu iki büyük terör olayının ardından büyük bir toz bulutu ve duman çevreyi sarıp kuşatmıştır. Bu olaydan sonra da şimdi İzlanda’da 200 yıldır sakin duran volkan patlamış ve dumanlar uzaydan bile görünmüştür.

Kaynak: http://www.hazretimehdi.com/

Kutlu Doğum Haftası ve Peygamberimiz Hz. Muhammed – E Book



Kutlu doğum haftasında zamanın en mükemmel, en şahane, en güzel ve en mübarek insanı olan peygamberimiz Hz. Muhammed’i hep birlikte birçok etkinlikle anıyoruz. Allah’ın son peygamber olarak gönderdiği Hz. Muhammed son derece güzel ahlakı, takvası, Allah’a olan yakınlığıyla tüm insanlara örnektir. Her Müslüman’ın peygamberimizin hayatını öğrenmesi, onun sabrını, tevekkülünü, şahsiyetini, zorluklar karşısında asla yılmamasını, eşsiz şefkatini ve merhametini görmesi, bilmesi gerekir. Bunun için de bu kutlu doğum haftasında tüm insanlara verilecek en güzel hediye kuşkusuz güzeller güzeli peygamberimizin hayatını anlatan bu çok güzel eserdir.

Bu eseri ismini yazarak internetten hiçbir ücret ödemeden okuyabilirsiniz. Peygamberimizi hiç görmesek de onun hadislerini okuyarak, güzel tavırlarını öğrenerek ona benzemek için çok gayret edebiliriz. Kitapta yer alan bölümler şunlar: Peygamberimizin güzel ahlakı, peygamberimizin tebliğ, peygamberimizin şemal-i şerifi, peygamberimizin güzel hayatı, peygamberimizin geleceğe dair verdiği haberler. Bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

"Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır." (Ahzab Suresi, 21)

Bu linkten kitabı okuyabilirsiniz: http://www.harunyahya.org/imani/hz_muhammed/hz_muhammed1.html